site amacı | mail listesi | iletişim
 

BAHRİSARIÇİÇEK

Bahri SARIÇİÇEK nüfus kayıtlarına göre 1916 yılında doğmuş. Kendi aktardığı bilgiye göre nüfusa 5-6 yaş geç yazılmış.. Şu anda hayatta olan komşusu Hamdi GÜLÇİÇEK, onun kendisinden 4 yaş büyük olduğunu ve vefat ettiğinde 100 yaşında olduğunu söylüyor. Bahri Sarıçiçek’in çok yakın arkadaşı ve kendisinden 5-6 yaş küçük olan merhum Hacı Ali Günal’ın mezarında doğum yılı olarak 1914 yazıyor. Aslında bu teferruatlar o kadar da önemli değil.. Biz, asırlık bir çınardan bahsediyoruz ve merhum Hacı Bahri Sarıçiçek’in hayatını kaleme alıyoruz.

Bahri SARIÇİÇEK, 1908 yılında Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Duayeri köyünde, Mamisoğlu Ahmet Efendi ve Sebile Hanımın 6 erkek 1 kız çocuğundan en küçüğü olarak dünyaya geldi. 1876 yılındaki Osmanlı Rus savaşından sonra, Osmanlı ile beraber Gürcistan’ın Batum iline bağlı Gobleti köyünden Türkiye’ye göç eden Baba Ahmet Mamisoğlu, Türkiye’ye annesi ve 3 kız kardeşi ile birlikte gelmiştir ve babasız büyüdüğü için ona halk arasında “YETİM AHMET” denmiştir. Bahri SARIÇİÇEK’in doğumundan 3 ay önce babası Ahmet Efendi HAK’kın rahmetine kavuşmuştur ve o da babası gibi yetim bir çocuk olarak büyümüştür.

Bahri SARIÇİÇEK anne tarafından eşraflı ve zengin bir ailenin mensubudur.1 anne ve 6 çocuktan oluşan bu aile, Sebile Hanımın babası Hacı Recep Ağa tarafından kollanmış ve himaye edilmiştir. Çocuklardan biri (Yusuf) askere gitmiş ve geri dönmemiştir. Diğer bir tanesi (Ramiz) 21 yaşında HAK’kın rahmetine kavuşmuştur. 2 abisi ve ablası evlenip aileden ayrılmışlardır. Bahri Sarıçiçek ise annesiyle beraber Fatsa’da yaşamına devam etmiştir. 20 yaşında Erzincan’a askere gitmiştir ve Trakya’ya dağıtım olduğu bir sırada büyük bir tevafuk ile abisi Şükrü SARIÇİÇEK ve komşuları Ahmet YALÇIN ile Yusuf ULUCAN’la karşılaşmışlardır. Hep beraber orada ihtiyat askerliği yaptıkları o anı da bir resimle ebedileştirmişlerdir.

Toplamda 4,5 yıl askerlik yapan Bahri SARIÇİÇEK, 1940 yılında askerliğini bitirip köyüne dönmüştür. Babadan gelen ticaret geleneğini sürdürmek için küçük çapta alış verişlere başlamıştır (keçi, koyun, sığır gibi hayvanların alım satımı) ve hayatını böyle devam ettirmiştir. Malum babası da o zaman ki adıyla tecillik (hayvancılık ticareti) yapmıştır. Ve şimdi de Hacı Bahri’nin çocukları, babadan oğula geçen bu geleneği sürdürüp, uzun yıllardan beri ticaretle uğraşıyorlar.