<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9" ?> 
<rss version="2.0">
<channel>
<title>Yusuf Sarıçiçek</title>
<link>http://www.yusufsaricicek.com</link>
<language>tr-TR</language>
<item><title>OKU</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/63-oku.html</link><description><![CDATA[OKU,&nbsp; ALLAH^'IN&nbsp; İNSANLARA İLK EMRİDİR. ALLAH'IN EMİRLERİ FARZ İSE, OKUMAK DA FARZDIR. HEM DE ALLAH'IN İNSANLARA İLK FARZIDIR. FARZ İSE,&nbsp;ALLAH'IN İNSANLARDAN YAPMALARINI İSTEDİĞİ EMİRLERDİR. OKUYORSAK, ALLAH'IN&nbsp; BU EMRİNİ YERİNE GETİRİYORUZ, DEMEKTİR. İNSANLAR, OKUYARAK ÖZGÜR DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENİR, GELİŞİR, KENDİSİNE GÜVEN TESİS EDER. KENDİNE GÜVENEN İNSAN, KENDİSİNE İNANIR, KENDİSİNE İNANAN İNSAN DENER, DENEYEN İNSAN,&nbsp; DENEYE DENEYE, UYGULAYA UYGULAYA BAŞARIR. BAŞARI, BERABERİNDE GÜVEN VE İNANCI, GÜVEN VE İNANÇ DENEME CESARETİNİ, DENEME CESARETİ BAŞARIYI GETİRİR.&nbsp; ALLAH'IN İLK EMRİ''OKU''.&nbsp; ALLAH'IN EMRİ ''FARZ''.&nbsp; OKUMAK DA, FARZDIR. YANİ ALLAH'IN YAPILMASINI&nbsp; İNSANLARDAN İSTEDİĞİ EMRİDİR. NS.]]></description><pubDate>8/19/2009</pubDate></item><item><title>ZAMAN YÖNETİMİ</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/62-zaman-yonetimi.html</link><description><![CDATA[Zaman aslında herkes için sabittir, diğer bir deyişle herkes için günde 24, haftada 168 saat vardır. Ancak benzer koşullarda yaşayan ve çalışanların üretimleri bireysel yeteneklerden de kaynaklanan farklılıklar gösterir. Bu farkı yaratan etkenlerden biri de zamanın nasıl kullanıldığıdır. Zaman yönetimi, zamanı akılcı kullanarak daha verimli sonuçlar elde edilmesini sağlar. Günümüz koşullarında gündelik yaşamın gereklerini yerine getirmek zamana karşı gerçekleştirilen bir uğraş halini almıştır. Bu yüzden zamanı iyi değerlendirmeyi öğrenmek herkes için stresi azaltacak, yararlı bir beceridir. 
<P>Zaman yönetimi için yapılması gereken ilk şey zamanın nasıl geçirildiğini belirlemektir. Herkesin yaşamında sabit olan uyku, yemek yemek, kişisel temizlik ve bakım, ulaşım gibi zorunlu işler için harcanan zaman çıkarıldıktan sonra kalan süre için planlama yapılabilir. Plan yaparken dürüst ve gerçekçi olmalı, görevlerin yanı sıra sosyal aktiviteler ve egzersiz için de zaman ayırmalıdır. Uzun ve kısa vadeli hedef ve öncelikleri belirlemek, hedefler için eylem planı yapmak,&nbsp; bunları gerçekleştirmek için yapılacak işler listesi hazırlamak, mükemmelliyetçiliği bırakmak, öncelikleri belirleyebilmek, hayır diyebilmek, aynı zaman dilimine birkaç işi sıkıştırmak (örneğin işe ya da okula giderken veya bir şeyler beklerken kitap okumak, yemek hazırlarken ya da banyo yaparken önceden kaydedilmiş ders notlarını kasetten dinlemek gibi) bu konuda ana başlıklardır.</P>
<P>Televizyona veya alışverişe dalmak, telefonda sohbet etmek en önemli zaman çalıcılardandır. Habersiz gelen ziyaretçiler ve kazalar (bilgisayarınızın çökmesi ya da virüs bulaşması, elektriklerin kesilmesi, bitmiş ödevin üzerine çay dökülmesi, bir işi yapmak için gerekli malzemelerin tümüne sahip olunmadığının son anda fark edilmesi gibi) özellikle belli bir tarihte bitmiş olması gereken işlerin planlanmasında önceden hesaplanmazsa “zaman yönetimi felaketleri”ne dönüşebilir. Bitmeyen sohbetleri kesmek, davetsiz misafirleri bertaraf etmek için kendinize uygun bir çözümü önceden hazır tutun. Süreli işlerinizi bitirmek için vakti hesaplarken son günleri, saatleri ve saniyeleri hesap dışı bırakın. Gerekiyorsa size zamanı hatırlatmak için çalar saat kullanın ve bir iş için ayırdığınız zamanda gerçekten o işi yapmakta olduğunuzdan emin olun.</P>]]></description><pubDate>11/2/2009</pubDate></item><item><title>ZAMANI DOĞRU YÖNETMEK</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/61-zamani-dogru-yonetmek.html</link><description><![CDATA[Hepimiz sürekli olarak işlerimizin yoğunluğundan ve zamanın kısıtlılığından şikayet edip dururuz. Bitirmemiz gereken işler, teslim etmemiz gereken projeler, bunların yanında da her gün yapmamız gereken bazı rutin işler vardır.
<P>Zaman yönetimi bize boşa geçen anlarımızı kazandırmayı ve bu yoğun tempoya ayak uydurmamızı sağlamayı amaçlar. Zamanı düzenli ve sistematik bir şekilde kullanabilmek, önemli işlere daha çok vakit ayırabilmek için rutin işleri daha az zamanda bitirebilmek, dahası iş dışında tüm hayatımızı aynı düzen içinde sürmektir.</P>
<P>Zaman yönetimi ve Kişisel Verim konusunda yirmi yıldır çalışan Dr. Donald Wetmore'un zaman yönetimine başlamak için ilk sekiz kuralı şöyle;</P>
<P>1. Dokümanlarınızı düzenleyin. Artık çoğumuz kağıt karmaşası içinde boğuluyor olmasak da, bilgisayarlarımızın 'My Documents' bölümünde ya da 'masa üstünde' bir çok gereksiz doküman dağınık bir şekilde duruyordur mutlaka. Sıklıkla kullandığınız metinleri ya da bilgileri kolay erişilebilir bir yerde ve düzenli bir şekilde tutmalısınız.</P>
<P>2. Tek bir takviminiz olsun. İnsanların farklı farklı 'Yapılacaklar' listeleri, ajandaları, aynalarının buzdolaplarının, panolarının üzerinde not kağıtları vardır. Bunlarla başa çıkmak çok zordur, bu yüzden iş hayatınız için bir adet, özel hayatınız için bir adet olmak üzere toplam en fazla iki adet takviminiz olmalı.</P>
<P>3. Masanızı ve çalışma ortamınızı düzenleyin. Dağınık insanlar zamanlarının büyük bir kısmını aradıklarını bulmakla ya da dikkatlerini dağıtan nesnelerle uğraşmakla geçirirler. Üst düzey yöneticilerin odasına girerseniz tertemiz bir masada çalıştıklarını görürsünüz, bunu başarılı olmalarının sebeplerinden biri sayabilirsiniz.</P>
<P>4. Her zaman yeterli araç, gereçiniz olsun. Kalem , kağıt, ataç, zarf ya da sürekli olarak kullandığınız ofis gereçlerini arayarak vakit kaybetmeyin, her zaman ihtiyacınız olan gereçlerden yeterli sayıda bulundurun.</P>
<P>5. Fiziksel ortamınızı çalışabilir bir hale getirin. Fax makinesini, dosyalarınızı, masanızın üzerindeki gereçlerinizi düzenleyin. Sürekli olarak kullandılarınızı elinizin altına, kullanmadıklarınızı ise gözünüzün görmeyeceği bir yere koyun.</P>
<P>6. Fonksiyonel bir çanta hazırlayın. Özellikle çok seyahat ediyorsanız ya da sürekli ofis dışındaysanız çantanızı özenle hazırlamalısınız. Gideceğiniz yerde kullanacağınız eşyaların yanında, gerekli olabilecek şeyleri taşımakta da fayda var. Hesap makinesi, cep haritası, kalem, zarf, not kağıtları, pul?vs., neye ihtiyacınız olabilir ise. Ve trafikte sıkışıp kalma ihtimaliniz için üzerinde çalışabileceğiniz ya da okuyabileceğiniz bir şeyler bulundurmakta fayda var.</P>
<P>7. Programlarınızı aksatmayın. İşiniz yüzünden sürekli olarak kendinizle, arabanızla, evinizle ilgili kontrolleri ihmal etmeyin, daha sonra başınıza çok daha büyük işler açılabileceğini unutayın.Şİmdilik ertelenecek işler gibi görünse de, sonunda birikerek baş edilemeyecek hale gelebilirler.</P>
<P>8. Kontak isimlerinizi listeleyin. Gelecekte de işinize yarayacağını düşünerek iletişim ağınıza önem verin. Kontak isimlerin listesini ve ulaşabileceğiniz numaraları düzenleyin.</P>
<DIV></DIV>]]></description><pubDate>11/2/2009</pubDate></item><item><title>ÇOCUĞUN KENDİSİNİ DEĞERLİ HİSSETMESİNDE ROL OYNAYAN ETKENLER</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/60-cocugun-kendisini-degerli-hissetmesinde-rol-oynaya.html</link><description><![CDATA[Daha ilk yaşlardan, çocukların kendilerine yönelik iyi duygular geliştirmeleri, hayatlarındaki önemli insanlar (anne–baba, öğretmen ve diğer büyükleri, ilerleyen yaşlarda arkadaşları) tarafından nasıl değer gördüklerine bağlıdır.<BR>Büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen, güven duyulan ve sorumluluklar verilen, iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, yaptıklarında hataya yer verilen ve olduğu gibi kabul edilen çocuğun kendine özgüveni olur. <BR>Buna karşılık sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocuk kendisini değersiz hisseder ve özgüveni olmaz. Kendisini değerli görmeyen yani özgüveni olmayan çocuk ise aile, çevre, okul ve toplum içinde devamlı problem yaşar ve problemlere sebep olur.<BR><BR><STRONG>"BEN DE KARTAL OLMAK İSTİYORUM."</STRONG><BR>Bir çiftçi, yerde bulduğu bir kartal yumurtasını, tavuk yumurtası sanarak çiftliğine götürmüş. Kuluçkaya yatan tavuğun altına koymuş. Tavuk, kartal yumurtasını da kendi yumurtası sanarak kuluçka döneminde koruyucu kanatları altında tutmuş. Civcivler ve kartal yavrusu yumurtadan çıkmış. Kartal yavrusu, tavukların ve civcivlerin davranışlarını taklit ederek kanat çırpmış, eşinmiş, darı tanelerini ve solucanları yemiş. Kendisinin bir tavuk olmadığını düşünmek aklına bile gelmemiş. Bir gün küçük kartal gökyüzünde uçan kocaman bir kuş görmüş. Bu olağanüstü yaratığa hayranlıkla bakmış. En yakınındaki tavuğa bu kuşun ne olduğunu sormuş. Ona "kartal" derler yanıtını almış. "Ben de kartal olmak istiyorum" demiş küçük kartal. "Saçmalama" demiş tavuk ve devam etmiş: <BR>"Haddini bil. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et." Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. "Galiba haklısın." demiş. Küçük kartal yaşamı boyunca tavukların arasında yaşamış, gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilmeden. Kendi gücünü görmeden, beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini hiç düşünmemiş.<BR><BR><STRONG>ANNE VE BABALAR ÇOCUKLARINI ÖZGÜVENLİ YETİŞTİRMEK İÇİN NE YAPMALI?</STRONG><BR>Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin. Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin. <BR>Kendilerine olan özgüvenlerinde sarsıntı gördüğünüz an harekete geçin. Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir. Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmektir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir. <BR>Çocuğunuza gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun. Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin. Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler. <BR>Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olun. Çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine özgüven duymalarını sağlamış olursunuz. <BR>Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için ne kadar önemli ve değerli olduğunu gösterin. Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin. İlgilendiği şeylerle ilgili okuduğunuz bir yazı ya da resmi onunla paylaşın. <BR>Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun. Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. "Söylediğin kadar da kötü değilmiş" ya da "Geçer canım merak etme" şeklinde cevap verme yerine, onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın. <BR>Çocuğunuza kendi davranışlarınızla örnek olduğunuzu unutmayın. Çocuklarınıza, onlarda görmek istemediğiniz davranışlarda bulunmayın. Unutmayın çocuklar size sizin onlara davrandığınız gibi davranacaklardır. Sinirlenip onlara bağırdığınızda, kızınca bağırmanın normal olduğu mesajını verirsiniz. <BR>Çocuğunuzun bir şeyi yapamayacağını bildiğiniz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaşamasına fırsat vermeyin. Ulaşabilecekleri düzeyde hedefler belirleyerek başarılı olmalarını sağlayın. <BR>Çocuklarınıza sorumluluklar verin. Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuklar kendilerini yararlı ve önemli hissederler. <BR>Sadece çok özel yetenek ya da başarılarına değil her şeyine değer verdiğinizi ve takdir ettiğinizi belirtin. Küçük bile olsa yaptığı güzel bir davranışı için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin. <BR>Çocuklarınızı disiplinli yetiştirin ama bunu hiç bir zaman sinirle ve katı kurallarla yapmayın. Onları disiplin etmeniz katı kurallarla katı cezalar verme şeklinde olmasın. Çocuklar adaletsiz davrandığınızda bunu çok iyi bilirler. Onların güvenini sarsmayın. <BR>Birlikte vakit geçirin. Ortak yapacağınız faaliyetler bulup birlikte zaman geçirin. <BR>Onların özgüvenlerini sağlayacak sözlerde bulunun. "Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim" ya da "Bak bu aklıma gelmemişti bu konudaki fikrini çok beğendim" gibi sözlerle onların katkılarına değer verdiğinizi gösterin. <!-- JOM COMMENT START -->]]></description><pubDate>5/2/2009</pubDate></item><item><title>ÖZGÜVEN NEDİR</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/59-ozguven-nedir.html</link><description><![CDATA[<STRONG>ÖZGÜVEN NEDİR?<BR></STRONG>Özgüven, bireyin kendisinden memnun olması, kendisi ve çevresiyle barışık yaşaması demektir. Diğer yandan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir. 
<P><STRONG>ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ NASIL GELİŞİR?</STRONG><BR>Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek. <BR>Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek.<BR>Gerçekçi olmayan hedefler belirleme.<BR>Başarısızlık korkusu. Başarısızlık, hayal kırıklığı gibi olumsuz olayları bir deneyim gibi algılamaktansa, bunların üzerinde fazla durmak.<BR>Örneğin; bir dersinizden kaldığınızda, kendinizi bir dersten kalmış, iyi bir insan olarak düşünmektense, işe yaramaz ve başarısız biri olarak düşünmek.<BR>Bunu biraz açarsak hepimiz zaman zaman "Ah ben ne beceriksizim", "benden adam olmaz", "zaten şu işi başarsaydım alim olurdum" vb. bir sürü olumsuz yükleme yapmışızdır kendimize. Esasında bu yüklemelerimiz gelecekte gerçekten bize pahalıya mâl olmakta. Bizleri pasif, çekingen, özgüveni olmayan, arka planda kalmayı tercih eden bireyler haline getiriyor. Her şeyden korkar oluyoruz ve içimizde bulunan girişimcilik ruhunu yok ediyoruz.<BR>Özgüven ile hayattaki başarılarımızın doğru orantılı olarak birbirini tamamladığı göz önünden kaçırılmaması gereken bir nokta. Bizler başarılı olduğumuz, üzerinde defalarca alıştırma yaptığımız bir konuda daha az hata yapma olasılığına sahibiz. Sizlere hata yapmayacağımızı söylemiyorum ama gerçekten böyle bir durumda heyecanımızı daha iyi kontrol ettiğimiz için daha başarılı oluruz. Çünkü biz önceki yaşantılarımızla, birer deneyim kazanmış ve artık tecrübe sahibi olmuşuzdur. Dolayısıyla herhangi bir konuda ne kadar çok çalışırsak ve başarılı olursak özgüvenimiz de o oranda artmaktadır. <BR>Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız. <BR>Ben yapamam, yapamayabilirim derken yapmasam da olur düşüncesiyle bocalayıp kalan birey, ailenin baskıcı tutumundan da etkilendiği için kendini yetersiz pasif görerek kendini ifade yollarını tıkayarak başarısızlığa sürüklenecektir. Kendisini başarısız gören birey ise okulda arkadaşlarına, iş hayatında meslektaşlarına küçük düşme endişesiyle karşı karşıya kalarak korku, ümitsizlik ve güvensizlik yaşayacaktır.</P>
<P><STRONG>ÖZGÜVENİNİZİ NASIL ARTTIRIRSINIZ?</STRONG><BR>Güçlü yönlerimizi belirlemek ve onların üstünde daha çok durmak: Denediğimiz her yeni şey için kendimize şans tanımalıyız Kendimizi küçük görmemeliyiz ve daima kendimize inanmalıyız. Önemli olan elde edilen sonuç değil, bu yolda harcanan çabalardır. Bu yüzden kendimizi takdir etmeyi bilmeliyiz. </P><BR><STRONG>RİSK ALMAK</STRONG><BR>Her yeni deneyimi yeni bir öğrenme fırsatı olarak görmeliyiz. Hata yapmaktan korkmamalıyız. Asıl olan kazanmak yahut kaybetmek değil! Ancak bu şekilde yeni fırsatlarla karşılaşabiliriz ve kendimizi olduğumuz gibi kabul edebiliriz. Aksi taktirde, her fırsat açılmamış bir kutu olarak içimizde kalacak; dolayısıyla doğrudan başarısızlıkla sonuçlanıp, kişisel gelişimimizi engelleyecektir.<BR><BR><STRONG>İÇ KONUŞMA YAPMAK; </STRONG>İç konuşma yaparak olumsuz varsayımlarımızla başa çıkabiliriz. Kendimize haksızlık ettiğimiz bu durumlarda, "dur bakalım, o kadar da değil" diyerek daha olumlu varsayımlar üretmeliyiz. Örneğin, herhangi bir şeyin mükemmel olmasını beklediğimiz bir durumda, her şeyi mükemmel yapamayacağımızı, önemli olanın elimizden geldiği kadarını en iyi şekilde yapmaya çalışmak olduğunu bilmeliyiz. Bununla birlikte yeri geldiğinde özeleştiri de yapabilmeliyiz. Böylece kendimizi daha iyi tanırız. Bu da bize güven duygusu verir.<BR><BR><STRONG>KENDİNİ SEVMEK; </STRONG>İnsanlar kendilerini sevdiklerinde hem duygusal hem de fiziksel olarak kendilerini güvende hissederler ve değerli olma duygusu yaşarlar.<BR><BR><STRONG>KENDİNİ TANIMAK ; </STRONG>Kendilerini tanıyan insanlar kendi güçlü ve güçsüz yönlerini iyi bilirler. Bir topluluğa girdiklerinde kendilerini ifade ederken kendi potansiyellerinin farkında olarak harekete geçerler.<BR><BR><STRONG>HEDEF KOYMAK ; </STRONG>Burada kastettiğimiz hedef açık ve net koyduğumuz hedeflerdir. Ama bunlara ulaşmamız için mutlaka planlı ve daha gerçek hedeflerimiz olmalıdır.<BR><BR><STRONG>POZİTİF DÜŞÜNMEK ; </STRONG>Pozitif düşünce özgüveni harekete geçirmeye zorlayan belki de en önemli etkenlerden biridir. Olumsuz düşüncelere yer vermemeliyiz. Çünkü olumsuz bir düşünceyle herhangi bir başarı elde etmek çok güçtür. Bu bizi ancak karamsarlığa götürür. O yüzden kendimizi pozitif düşünmeye alıştırmamız ve bunu bir yaşam biçimi haline getirmemiz bize hayatımızda çok şeyler kazandıracaktır.<BR><BR><STRONG>İYİ BİR İLETİŞİM ; </STRONG>Sağlıklı bir iletişim yeteneğimizin olması bizlerin çevremizde sevilen, saygı duyulan, güvenilen insanlar olmamızı sağlar. İyi bir iletişim iyi bir ifade yeteneğini de beraberinde getirir. Kendini ifade edebilen bir kişi ise her ortamda aktif olur ve kendine olan güveninde sorun yaşamaz.<BR><BR><STRONG>DUYGULARI KONTROL ETME ; </STRONG>Duyguları ile başa çıkabilen insanlar hiçbir zaman duygularının esiri olmazlar. Beklenmedik davranışlar göstermezler. Korkuları ve endişeleri ile başa çıkabildikleri için riskleri göze alabilirler. Mutsuzluklarının kendilerini sürekli engellemesine izin vermedikleri için sıkıntılı dönemlerini kısa sürede atlatabilirler. Anlaşmazlık olduğunda kendilerini iyi savunurlar. Kıskançlık, öfke gibi doğal olan duyguları yaşadıklarında suçluluğa kapılmazlar. İlişkilerinde neşe, sevgi ve mutluluk ararlar. Kimseye körü körüne kapılmazlar.<BR><BR><STRONG>FİKİRLERİNİZİ SAVUNUN ; </STRONG>Diğer bir ifadeyle, başkalarının haklarını ihlal etmeden, kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, inançlarınızı, ihtiyaçlarınızı, dürüst ve net bir şekilde ifade etmeyi öğrenin. Haklarınıza sahip çıkmayı öğrenin ve sizin için makul olmayan isteklere "hayır" deyin. Yaşamınızda önemli olduğuna inandığınız sorunların bir listesini çıkartın. Daha sonra bunları iyileştirmenin veya değiştirmenin yollarını yazın. Bütün sorunlarınız tabi-i ki kolay ve hızlı bir şekilde çözülemez ama hemen harekete geçebileceğiniz bazı alanlar da olacaktır.<BR>]]></description><pubDate>5/2/2009</pubDate></item><item><title>İletişimde Özgüven ve Motivasyon</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/58-iletisimde-ozguven-ve-motivasyon.html</link><description><![CDATA[İletişim kurma yeteneğimiz ve iletişim becerimizi geliştirmede öncelikle kendimizle iletişimi, öz kişisel iletişimi gerçekleştirmeliyiz. Kendimizle olan iletişimde; özgüvenimiz ve motivasyonumuz temeldir. Kendimize güven duymalı, inanmalı ve önemli hissetmeliyiz, olumsuz düşüncelerden uzaklaşmalı, çevremizi, iletişim içinde olduğumuz kişiyi – kişileri izlemeli ve dinlemeliyiz. 
<P>Kendi gücümüze, yeteneklerimize, sorumluluklarımıza sahip çıkarak kendimizle kuracağımız barışık bir iletişim, başkaları ile iletişimizde etkili olacaktır. İçsel Motivasyonun ön koşulu kendimize inanmak ve güvenmektir. İletişimimizde ilk aşama zihinsel olup, nereye gideceğimizi aklımızda oluşturmaktır. İkinci aşama ise gideceğimiz yere varmak için harekete geçmektir. İçsel motivasyon düşünce ve eylemde başarının temelidir. Başarılı bir içsel motivasyon için enerjiye ihtiyaç vardır. Kişinin harcaması gereken enerji vücudunun ve aklının ne durumda olduğu ile ilgilidir. Burada bahsettiğimiz enerji kişilik özelliklerimizle ilgilidir. Kişiliğimiz kısa zamanda insanlara çok şey söyler.</P>
<P>Kişiliğimizin en sağlam ilkelerinden biri özgüvendir. Özgüven ise Motivasyonun temellerindendir. Özgüven,kendimizi irdelememiz ve yeteneklerimizi,arzularımızı gerçekleştirebileceğimiz konusunda kendimize güvenmemizdir. Kendimizi nasıl gördüğümüz,kendimize inancımız ve inancımızı başkalarına aktarabilme becerimiz oluşan fırsatlarımızı nasıl değerlendirmemize bağlıdır.</P>
<P><STRONG>Kendimizle olan iletişimde;</STRONG></P>
<P>-Kendimizi haklı çıkartma çabasında olmamalıyız. Olabildiğince tarafsız ve objektif olmalıyız.<BR>-Kendimizde değişme yaratacağımıza inanmalıyız.<BR>-Kendimizle barışık, kendi güç ve sınırlarımızı tanımayı amaçlamalıyız.</P>
<P>Kendimizle olan iletişimde, yukarıda belirtilen ilkeleri gerçekleştirdiğimizde, kendimizi tanıyan birey olarak kuracağımız iletişimde oluşturduğumuz özgüven ve motivasyonla başarılı bir iletişim kurma becerisini&nbsp;kazanmış olacağız.</P>
<P>Öz kişisel iletişimde dengeli olmak son derece önemlidir. Kendimize karşı adil ve dengeli olmalıyız. Bu denge iletişim süreçlerinde kendimizi tanıyan bir birey olarak objektif değerlendirmeler yapmamızı sağlayacaktır.<BR>Kendimize duyduğumuz güvenle , yenilikçi ve yaratıcı bir hayat ve düşünme tarzını oluşturmamız, bu anlamda iletişim davranışlarımız, motivasyonumuzu artıracaktır. Hayata ve kendine dair güdülenmiş bir kişinin iletişim davranışlarında ki değişiklikler&nbsp;belirli bir güç ve başarıyı ortaya çıkaracaktır.</P>]]></description><pubDate>4/2/2009</pubDate></item><item><title>SELF MOTİVASYON NEDİR</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/57-self-motivasyon-nedir.html</link><description><![CDATA[Eğer hayata gerçek anlamıyla tutunmak ve yaşamak istiyorsanız kendi kendiniz motive etmeniz şarttır. Kendinizi nasıl motive etmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Yaşam sevincinizi her daim söz konusu durumunuz ne kadar kötü olursa olsun muhafaza etmelisiniz. Bu zorlukları yenmenizi sağlayacak en büyük etkendir. Zor zamanlarda cesaretiniz kırılırsa ve umudunuzu kaybederseniz , daha savaş bitmeden yenilmiş sayılırsınız.<BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold; FONT-STYLE: italic">İşte size bazı tavsiyeler;</SPAN><BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold">1. Bir amacınız olsun.</SPAN><BR>Eğer kendinize bir amaç edinirseniz motivasyonun en güçlü kaynağına sahip olmuş olursunuz. En zor koşullarda bile aklınıza gelir ve size büyük bir güç verir.<BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold">2.Büyük bir rüyanız olsun.</SPAN><BR>Kendinize büyük gerçekçi ama bir o kadar da hayalötesi olan bir rüya edinin. Martin Luther King'in "I have a dream" sözü size ilham verebilir. Bu rüyanızı gerçekleştirmek ihtiyacı sizi her zaman motive eder ama gerçekten sizin hayalinizse. Onun için ilerideki yaşamı düşünün yani gelecek üstüne birşeyler düşünebilirsiniz.<BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold">3. Herşeye aç olun.</SPAN><BR>Aç olun derken bu yanlış anlaşılmasın. Burda amacınız ve hayaliniz devreye giriyor, bu amaca ulaşmak için hedefinize ulaşmak için kendinizi her zaman bir kıtlıkta hissedin. Yani bir doygunluğa belirli şeylere ulaşsanız bile bu amacınızı unutmayın ve onu umursayın. Bir amacınız kalmadığını düşünüyorsanız kendinizi motive edemezsiniz.<BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold">4. Kendi kendinizle yarışın.</SPAN><BR>Hiçbir zaman başkası nasıl dansediyor diye düşünmeyin sadece kendi dansınızı geliştirmeye çalışın, zaten gerisi kendiliğinden gelir. Eğer büyük bir istekle bir işe başlasanız bile eğer başkalarıyla kendimizi kıyaslamaya çalışırken enerjimizin bu esnada bittiğini görürüz, başkalarıyla yarışırken kendimize birşey kalmaz.Yeneceğiniz kişinin daima kendiniz olduğunu düşünürseniz zaten başarı gelir.<BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold">5.Bir adım daha atın.</SPAN><BR>Bir engelle karşılaştığınızda hemen pes etme eğilimi her insanda vardır. O engelin aşılması imkansız gibi görülebilir.İşte burda kazananlarla kaybedenlerin farkı ortaya çıkar. İkiside aynı problemlerle yüz yüze gelirler , cesaret ve azim aradaki farkı yaratır.Zorlukların üstesinden gelmek için bir dahaki adımda kazanacağınız yada kaybedeceğinizi düşünmeyin sadece o adımı atın.<BR><SPAN style="FONT-WEIGHT: bold">6. Geçmişi düşünmeyin.</SPAN><BR>Motivasyonunuzu bozacak en büyük etkenlerden birisi geçmişe takılıp kalmanızdır. Geçmişe takılı kalmak siz farketmeden omuzlarınıza ağır bir yük bindirir. İyi haber ise onu taşımak zorunda değilsiniz, onu terkedin.Geçmişte hatalarınız olabilir, birçok işte başarısız olmuş olabilirsiniz ama bu her zaman başarısız olacağınız anlamına gelmez.Geçmişte yaptığınız işlerin önünüze sorun olarak çıkmasını engelleyin geleceği düşünün ve yeni bir başlangıç yapın. Hemde yağtığınız hatalardan ders çıkararak daha güçlü bir başlangıç yapabilirsiniz. ]]></description><pubDate>3/2/2009</pubDate></item><item><title>Kilit Müşteri Yönetimi</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/56-kilit-musteri-yonetimi.html</link><description><![CDATA[Kilit müşteri yönetimi kavramı, 1960&#8242;lardan itibaren, satış ve pazarlama departmanlarının kurumsal bütçelerinin büyük bir bölümünü, büyük müşterilerinin özel gereksinimlerini karşılamak için kullanmaya başlamalarıyla ortaya çıkmıştır. 
<P>Daha fazla öneme sahip olması gerektiği düşünülen müşterilerin kimler olacağı ve nasıl seçilmeleri gerektiği konusundaki tartışmalar<SPAN id=more-778></SPAN>, firmadan firmaya çeşitlilik gösterirken, genel olarak temel alınan ölçütler, birden fazla firmanın sahibi olan, diğer büyük firmalar için referans olarak gösterilebilecek prestije ve pazar payına sahip, firmanın kârında büyük değişiklikler oluşturabilecek firmalar olarak belirlenmiştir.</P>
<P>Daha yakın tarihe bakıldığında kilit müşteri yönetiminin çok daha stratejik bir konuma geldiği görülmektedir. Kilit müşteri yönetimine de uygulanabilen “Pareto Kuralı (20/80)” çerçevesinde sayıca çok az olan bir grup müşterinin satış söz konusu olduğunda diğer müşterilere göre firma kârının daha büyük bir bölümünü oluşturdukları görülmektedir. Bu nedenle bu müşteri kesimine farklı yaklaşmak, ne tip özel avantajlar sağlanabileceği üzerine düşünmek ve onlara hangi hizmetlerin hangi koşullar altında sunulmasının daha doğru olacağı üzerine araştırma yapmak, kilit müşteri yönetimi planlamasında önemli yer tutan noktalardır.</P>
<P><STRONG>Aşağıdaki sorular, kilit müşteri yönetimi uygulamak isteyen firmalara yol gösterici niteliktedir.</STRONG></P>
<P>1. Programa kaç müşteri dahil etmeliyiz?<BR>2. Hangi müşterilerin kilit müşteri olarak isimlendirimeleri gerektiğine nasıl karar vereceğiz?<BR>3. Tüm kilit müşteriler aynı statüde mi olacaklar?<BR>4. Bu planlama çerçevesinde kilit müşterilerimize ne tip avantajlar sunacağız?<BR>5. Kilit müşteri yönetimi programından firmanın elde edeceği kazanç ne düzeyde olacaktır?<BR>6. Kilit müşterilere nasıl seslenmeli ve onlara özel olduklarını ne şekilde ifade etmeliyiz?<BR>7. Kilit müşteri yöneticilerimizi hangi ölçütlere göre seçmeli, işe almalı ve eğitmeliyiz?<BR>8. Kilit müşteri yönetimi ile sorumlu olacak bir grup oluşturmalı mıyız? Oluşturacaksak, bu grup kimlerden oluşmalı?<BR>9. Kilit müşteri yönetiminde çalışacak grupta iş bölümü nasıl oluşturulmalı?<BR>10. Kilit müşterilerimiz için uygulanacak stratejiyi nasıl belirlemeliyiz?<BR>11. Bu proje için üst düzey yönetimden ne tip kaynaklar sağlanabilir?<BR>12. Kilit müşteri yönetimi ekibindeki inisiyatif kullanımı hangi ölçütlere göre düzenlenmelidir?<BR>13. Kilit müşteri yönetimi ekibi firmanın satış departmanıyla nasıl bir iletişim içinde olmalı?</P>
<P>Günümüzde küresel rekabetin beraberinde getirdiği açık ekonomi, birçok firmanın giderlerini kontrol etmede büyük çapta önlemler almasına neden oldu. Firmalarda yoğunlukla yaşanan ve yaşanacak olan yeniden yapılanma hareketleri, her düzeyden çalışanın işten çıkarılmasına, firma evliliklerine veya küçülmelere neden oldu. Bu tip işten çıkarma, giderlerden kısma ve yatırım tedbirlerinin artırma gibi çözümler; kimi zaman beklenilen düzeyde geri kazanım sağlanmasında etkili olmadı.</P>
<P>Firmada sürekli olarak işleyen bir kilit müşteri yönetimi programı geliştirmek için mali yatırım, uzun döneme yayılmış bir politika gereklidir. Bu yatırımlar firmadan firmaya değişiklik göstermekte olup, kilit müşteri yönetiminin başarısı bu noktaların stratejik planlamasına bağlıdır. Bunların yanı sıra yüksek iletişim becerileri, kurumsal yapı, üst yönetimin programa bağlılığı ve desteği, bilgi yönetimi, müşterilerin seçilmesi, hizmetlerin planlanması ve müşteri ilişkilerinin verimli ve profesyonel çalışması, kilit müşteri yönetiminden sağlanacak olan kârda büyük rol oynamaktadır.</P>
<P>Günümüzde kilit müşteri yönetimi firmanın ve müşterilerin yapılarına ve davranışlarına göre ulusal, bölgesel, çokuluslu ve global düzeyde şekillenebilir. Kilit müşteri yönetimi uygulaması yeni gelişim gösteren, zorlu bir piyasada ayakta kalabilmek ya da daha da gelişebilmek ve gelecekte sahip oldukları pazar paylarını kaybetmeyip genişletmek isteyen firmaların, müşterinin önemini farkedip gelecek planlarını müşterilerin ve onların içinden de daha özel olanları için yapmaları anlamına gelmektedir.</P>
<P>Başarılı bir kilit müşteri yönetimi iyi pazarlama ve satış stratejisine dayanmaktadır. Bu stratejiyi oluştururken özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar aşağıdaki gibidir;</P>
<P><STRONG>Kilit müşterilerinizi belirleyin.</STRONG></P>
<P>Kilit müşteri yönetimi sisteminde firmanın pazar payına, kâr marjına ve mali kaynaklarına göre kilit müşterilerin sayıları belirlenir.</P>
<P>Çoğunlukla büyük ölçekli firmalarda kilit müşteri olmaya aday çok sayıda firma olacağından daha titiz bir seçim yapılmalıdır. Önemli olan kilit müşterilerin sayılarının fazlalığı değil; seçilen müşterilere özel hizmet sunulmasıdır.</P>
<P>Seçilen müşteri sayısı, firmanın gelirleri ile doğru orantılı olmazsa, müşterilere ek ve özel hizmet sunmakta zorluklar yaşanabilir. Bu da firma prestiji açısından olumsuz bir bakış açısı yaratabilir. Bu nedenle kilit müşterilerin dikkatli ve firmanın kaynaklarıyla bağdaşacak bir şekilde seçilmesi gereklidir.</P>
<P><STRONG>Kilit müşterilerinizin kimler olacağına nasıl karar vereceksiniz?</STRONG></P>
<P>Çoğu firma için kilit müşterilerin kimler oldukları oldukça açıktır; firmayı en fazla kâra geçiren müşteriler, kilit müşterilerdir. Ama bu her zaman geçerli olmakta mıdır?</P>
<P>Kilit müşteri yönetimi her firmada ek bir bütçe gerektiren sistemdir. Bu nedenle yapılan yatırımın firmaya nasıl geri döneceği konusunda planlama yapmak gerekmektedir. Kilit müşteri yönetiminin firmanız için getirisi büyük bir sistem olduğundan emin olmanız oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra şu an için firma kârında büyük olumlu değişiklikler yapan firmaların gelecekte de aynı konumda olup olmayacaklarını araştırmanız ve kilit müşterilerinizi seçerken bu anlamda da bir geleceğe yönelik yatırım yapmalısınız. Gittikçe gelişen ve büyüyen sektörlerde yer alan; ama şu an itibarıyla firmanızın kâr marjında büyük etkiler yapmayan firmaları da dikkate almanızda ve o firmalara özel programlar geliştirmenizde de fayda vardır.<BR><STRONG><BR>Kilit müşteri yöneticisinin seçimi ve sorumlulukları</STRONG></P>
<P>Kilit müşteri yöneticisi, kilit müşterilerin müşteri memnuniyetini sağlamakla, kilit müşterilere sunmak için tasarlanacak ürün ve hizmetler için kurumsal kaynak bulmakla ve bu müşterilerin firma ile ilgili her tip sorununa büyük bir titizlikle yaklaşmakla sorumludur. Bu görevde kilit müşteri yöneticisine en çok yardım ve desteği gösterecek olan departman satış departmanıdır. Satış ekibi ile koordine bir şekilde çalışılması, gerek kilit müşterilerin gerek bu müşterilere sunulabilecek hizmetlerin belirlenmesinde oldukça önemlidir.</P>
<P><STRONG>Kilit müşteri yönetimi sistemi çerçevesinde çalışan personelinizi gerekiyorsa eğitime tabi tutun.</STRONG></P>
<P>Kilit müşteri yöneticileriniz gerek satış gerek müşteri ilişkileri ve pazarlamada etkin rol oynayacakları için bütün bu özellikleri bünyelerinde barındırmaları gerekmektedir. Stratejik planları oluşturmaları ve yönetmeleri, takım çalışması çerçevesinde koordineli olarak çalışmaları, farklı kilit müşterilerin farklı firma yapılarına ve kültürlerine uygun özel hizmetler geliştirmeleri gerekeceğinden, daha geniş bir eğitim sürecine tabi tutulmaları gerekli olabilir.</P>
<P>Firmaya göre finans, pazarlama, lojistik, müşteri hizmetleri, araştırma ve geliştirme konusunda etkili geçmişleri ve planlama becerileri olmalıdır.</P>
<P><STRONG>Kilit müşterileriniz için önemli olan noktaları öğrenin, bilgi toplayın.</STRONG></P>
<P>Müşteri memnuniyeti söz konusu olduğunda en etkili silahın fiyatlarda indirim olduğu her zaman için doğru bir genelleme değildir. Çoğu müşterinin beklentisi bu yönde gelişirken, bir kısmının da farklı hizmetlere ve ürünlere sahip olmayı tercih edebilecekleri göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır.</P>
<P>Bu nedenle kilit müşteri olarak seçilen grubun firmaları ile ilgili detaylı yapılacak olan araştırmalar, firmaların gereksinimlerine paralel olarak farklı ürün ve hizmetler oluşturmayı; eğer bu tip hizmetler mevcutsa bunları geliştirmeyi de hedeflemelidir.</P>
<P>Hangi sektöre ya da sektörlere hizmet veriyor olursanız olun, özellikle kilit müşterilerinizin geleceğe yönelik yatırım planlarına ve ihtiyaçlarına ilişkin geniş bir bilgi birikimine sahip olmanız, her zaman için onlara en iyi hizmeti sunmanızı ve onların da size bağlı kalmasını sağlayacaktır.</P>]]></description><pubDate>30/1/2009</pubDate></item><item><title>HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/55-hizli-okuma-teknikleri.html</link><description><![CDATA[Öncelikli olarak hızlı okumanın anlama kabiliyetini azaltmadığı aksine artırdığını belirtmek gerekiyor. Normal hızla okuyan bir kişi dakikada 200 kelime okuduğunda bunun %60&#8242;ını aklında tutabilirken hızlı okuyan bir kişi dakikada 800 kelime okuduğunda okuduğunun %80&#8242;inden fazlasını hatırlayabilir. Bunun sebebi ise, daha hızlı okuduğunuzda beyin konunun bütünlüğünü daha kolay kavrar, siz de zaman ve enerjiden tasarruf etmiş olursunuz. 
<P>Hızlı okuma için bazı temel teknikler:</P>
<P><STRONG>Bütünlüğü korumak</STRONG></P>
<P>Okumayı yavaşlatan unsurlardan biri kelimeleri anlamaya çalışmaktır. Kelime kelime okumak ve anlamadığınız cümleyi tekrar okumak sizi yavaşlatır. Oysa okumanın akışını bozarsanız okuduğunuzu anlamanız güçleşir. Akışı bozmadan daha hızlı okuyabilmek ve anlayabilmek için kelimelere değil kelime gruplarına odaklanmalısınız, örneğin bir kitabı okurken her satırda iki adet nokta belirleyip gözlerinizi o noktalar arasında kaydırarak o nokta çevresindeki kelime grubunu görebilirsiniz. Buna kelimeleri değil fikirleri görmek te denilebilir.</P>
<P><STRONG>Sayfanın konumu</STRONG></P>
<P>Okuduğunuz metin ile göz arasında uygun bir mesafe bırakılmalısınız. Metni gözünüze gereğinden fazla yaklaştırırsanız okuma bütünlüğünü bozulur ve hızınız yavaşlar. Sayfayı gözünüzden uzaklaştırıp yakınlaştırarak hızlı okuma denemeleri yapabilirsiniz. Ayrıca sayfaya herzaman dik açı ile bakmalısınız.</P>
<P><STRONG>Okurken sadece gözleri kullanmak</STRONG></P>
<P>Bazı insanlar okurken aynı zamanda okuduklarını söyleme gereği duyarlar. Bu şekilde okuduklarını daha iyi anladıklarını düşünürler. Aslında bu, beyni gereksiz yere meşgul etmekten başka birşey değildir. Düşünmek konuşmaktan hızlıdır ve siz düşünme hızınızı konuşma hızına düşürmüş olursunuz.</P>
<P><STRONG>Ne okuduğunu bilmek</STRONG></P>
<P>Okuma ve anlama hızını artırmak için ne okuduğunuzu bilmeniz çok işinize yarayacaktır. Bir metni okumaya başlamadan önce o metinden ne almak istediğinizi bilirseniz istediğinize daha kısa yoldan ulaşırsınız. Roman okumak gazetede bir köşe yazısı okumaktan farklıdır. Romanda anlatılan çevreyi tahayyül eder, karakterlerin betimlemesini yaparsanız okuma hızınızdaki artışı gözlemleyebilirsiniz.</P>]]></description><pubDate>22/1/2009</pubDate></item><item><title>YABANCI BİR DİLİ ÖĞRENMENİN YARARLARI VE BU YARARLARIN SİZE OLAN YARARLARI</title><link>http://www.yusufsaricicek.com/54-yabanci-bir-dili-ogrenmenin-yararlari-ve-bu-yararl.html</link><description><![CDATA[“Yabancı dil öğrenmenin yararlarını anlatmaya ne gerek var, herkes bunları biliyor” diyebilirsiniz. Bu ifade kısmen doğru olabilir. Fakat bir eğitimci olarak, insanların sık sık hedeflerini unuttuğunu görüyorum. Bu açıdan, yabancı bir dil öğrenmenin yararlarını sık sık vurgulamakta yarar görüyorum. Yabancı dil öğrenme sürecinin de, bu sürecin sonunda bir dili artık öğrenmiş olmanın da kendisine göre yararları vardır 
<P>Yabancı dil öğrenmek, gelirinizde artış demektir. Yabancı bir dili öğrenmek size bir ev kirası kadar gelir sağlayabilir. Size kira getirebilecek bir evi almak için gereken süre yanında sözgelimi İngilizce öğrenmek için gereken süre çok kısadır. Gelir artışına ihtiyacınız yoksa, yabancı dil öğrenmenin diğer yararları içinde size uyan bir şey var mı bir bakın derim</P>
<P>Yabancı kültürler ve ülkeler tanımak konusunda, yabancı bir dil bilmek size büyük bir avantaj sağlayabilir. O ülke hakkında kaynaklar okuyabilir, birinci kaynaktan konuya sağlıklı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu size iş dünyasında ya da özel hayatınızda avantajlar sağlayabilir.Kendi ülke ve kültürünü tanıtmak için yabancı dil çok işe yarar. Sözgelimi ben Eyüp Sultan’daki ofisime giderken çok sık turistlere rastlarım. İngilizce bilmem sayesinde, onlara ülkem hakkında bilgi verebiliyorum, sorularını cevaplayabiliyorum. Bu bir fark meydana getirir mi? Şöyle düşünün: siz bir yabancı ülkede olsanız ve o ülkeden bir insan size çay ikram edip sorularınızı saygıyla cevaplarsa, sizde nasıl bir izlenim oluşur?</P>
<P>Yabancı dil öğrenmek ve sonunda yabancı bir dili bilmek hayat kalitenizi arttırabilir. Dil öğrenirken, sabretmeyi, çalışmayı ve zaman yönetimini öğrenmek zorunda kalırsınız. Bunlar hayatın her alanında işinize yarar. Dil bildiğiniz için yeni insanlarla tanışmak, sizi sorumlu yapar. Artık bir Türk vatandaşı olarak daha dikkatli olmak gereği duyarsınız. Ülkeniz hakkında olumlu bir izlenim bırakma çabası içine girersiniz.</P>
<P>Yabancı dil bilmek kariyerinizde yükselmeniz ya da kariyerinizi değiştirmek konusunda size yardımcı olur. Sözgelimi, ben öğretmenlik yanında, tercümanlık, kitap çevirmenliği yapabiliyor, bazu organizasyonların İstanbul’a davet ettiği yabancı misafirlerin ağırlanmasında etkin olabiliyorum.</P>
<P>Yabancı dil bilmek, size prestij kazandırır. Matematik bilmediği için hayıflanan hiç kimseye rastlamadım. (Bence matematikten anlamadığımız için de hayıflanmalıyız.) Ama yabancı bir dil bilmediğine hayıflana insanları saymakla bitiremem. Yabancı dil bilmeniz, sizi kalabalıkta öne çıkarabilir.</P>
<P>Mesleki bilgilere temel kaynaklardan ulaşmanız konusunda yabancı dil bilmek çok önemlidir. İlgilendiğiniz konu ya da teknolojinin doğduğu ya da literatürünün yazıldığı ülkenin dilini bilmek büyük bir avantajdır. Kaynaklara çabucak ulaşabilirsiniz.Yabancı dil öğrenmenin hiçbir yararı olmasa bile, bir dili çalışmak ya da bilmek kendi başına güzeldir. Başarma duygusu, kendini geliştirme çabası, size güç katar. Siz bir dili öğrenin, inanın bana boşa gitmez.</P>]]></description><pubDate>20/1/2009</pubDate></item></channel></rss>